Geçen günlerde bir kitap bitirdim. Gururuyla ön plana çıkan, burnundan kıl aldırmayan,aynı zamanda da yüreğinin temizliği yüzüne yansımış, bundan da nasibini almış bir hocanım vardı bu güzelim romanda. Tahmin edebildiniz mi? Şüphesiz Çalıkuşu'dur bu eser. Türk klasiklerini okurken özellikle de bu yazılar Reşat Nuri'ye veyahut Sabahattin Ali'ye aitse ekseriyetle insan kendini kaptırıp düş dünyasında karakterleri yaşıyor. Feride'nin çocuksu ruhunu ve bunun yanında gururunu öyle güzel hissettiriyor ki Reşat Nuri. Munise'nin vefatı üzerine gözyaşı döken yalnızca Feride değildi. Abasının kavuşmasını da göremedi yavrucak. Laf Kamran'a gelmişken hiç ısınamadım ben o sarı çiyana. Sarı çiçekmiş, Feride varken mi? Feride içindeki aşkın alevine dayanamadı, affetti onu ama ben hâlâ Kamran'a kızgınım.