Aslına bakarsanız felsefe öğretmeninin sınav yapacağı üzerine okuduğum bir kitaptı Sofie'nin Dünyası.İşin neticesinde sınav iptal edildi fakat ben bu fevkalade ve düşündürücü kitabın demeçleri arasında sıkışıp kaldım. Sık sık söylerim kitaptaki karakterlerin yerine kendimi koyarım onlar ne yaşarsa ne hissederse ben de hissederim diye. İlk başlarda Sofie olduğumu hayal ettim Alberto'nun sorularına cevap verdim bazıları beni zorladı bazısı da cevapsız kaldı.Hilde'nin adının sürekli geçmesi ile ve Albert'in yaşamlarına sürekli müdahalesi ile rahatsızlık ve stres hissettim. Asıl karakterin Hilde olmasıyla Sofie'nin bir yansıma olması bir karakterden öteye gidememesi kendimi Sofie'nin yerine koyduğum için benim küçük bir buhran yaşamama sebep oldu desem yeridir. Kitap epey uzun olmasına ve düşündürücülüğü nedeniyle tabiri caizse beyin yakıyor olmasına rağmen 10 gün gibi bir sürede keyifle bitirdim İşin ironik yanı ise kendini kitabı için ilahlaştıran Albert'in de bir kitap karakteri olmasıydı. Bu durumda Sofie yansımanın yansıması durumuna geçti.