Ve onu, eski bir şark şairinin muhlesi aldığı mânâ ile düşünmek, beni bugünkü hüviyetimden ayırarak arada bir hasretini çektiğimiz eski dünyalarda yaşattığı için hoşuma gitmiyor değil. O günden sonra Mualla Hanım’ın bende bıraktığı tesiri beyaz, saf ve lekesiz bir zambak hayaliyle karıştırıyor ve genç kızlara karşı halk edebiyatının en iptidai hislerini de kendimde uyandırmaya çalışıyordum.
Hayattan aldığımız her zevki ona muadil bir ızdıraplar ödediğimizi bildiğimiz için, hiçbir şeyden yüzde yüz saadet ümit etmiyor ve yüzde yüz felaketten korkmuyordum.
-Ben dedi, okuduğum kitabın kahramanlarını sevmek isterim; onları dostum farz ediyorum, hep kendileriyle beraber yaşıyorum ve yanımdan ayrılmalarını istemiyorum.