Ayşegül Ceylan

Ayşegül Ceylan
@Ceylanayy
7 okur puanı
Şubat 2024 tarihinde katıldı
"Sonuç olarak 'ihsan' güzel ahlakı güzel bir surette gerçekleştirmek demektir. İhsan, sadece güzellikleri yapmak değil, onları zarif ve güzel bir şekilde yapmaktır. Muhsinlerden olmanın makam mevkiyle, eğitim ve kariyerle, statü ve zenginlikle ilgisi yoktur. O bir ahlaktır ve herkes için mümkündür."
Sayfa 163·Kitabı okudu
Reklam
"Yaşadığımız sıkıntılar, mahrumiyetler, reva görüldüğümüz muameleler, hissettiğimiz kimsesizlik, yüzümüze kapatılan kapılar vs. Kendimizi ne vakit Hz. Yusuf gibi kuyuda veya zindanda hissedersek bilelim ki inancımız, ahlakımız ve er geç takdir görecek olan meziyetlerimiz bizi o karanlıktan çıkaracaktır. Peki bu vaat herkes için her şartta geçerli midir? Nice peygamberler vardır ki öldürülmüştür. Sonuç bazen şehadet de olabilir. Hangi şartlarda olursa olsun kişinin ahlakını, istikametini bozmaması önemlidir. Her zaman yaşadıklarımızın sonu böyle güzel bitmeyebilir. Biz zaferden değil, seferden sorumluyuz. Yusuf suresi, Allah'ın isterse bize dünyada da zafer tattırabileceğini göstererek insana büyük bir ümit bahşeder."
Sayfa 154·Kitabı okudu
"Görüyor musun; ağaç, arananı nasıl saklayarak kovalayanı şaşırttı, öte yandan örümcek geldi, mağara kapısını perdeledi, boşluğun yüzünü ağı ile örerek izcilerin gözünü bağladı da aramaktan caydılar. Böylelikle örümcek Peygamberimizi (s.a.v) koruma şerefi kazandı. İbn-i Nakîb'in bu husustaki şiiri ne kadar güzeldir; İpek böceği koza örer, her çeşit elbiseye yakışır. Fakat örümcek ondan daha üstündür. Peygamber'in başına ördüğü ağ sayesinde..."
"Mağaraya vardıklarında Ebu Bekir, ' Olduğun yerde dur, ya Rasulallah, ben mağarayı senin için temizleyeyim' dedi ve öteyi-beriyi temizlemeye koyuldu. Mağaranın zeminini el yordamı ile yoklarken rastladığı her deliği paltosundan bir parça keserek tıkıyordu, böyle böyle paltosunu bitirdi fakat son bir delik kaldı, onu da herhangi bir canlı çıkıp Peygamberimizi ısırmasın diye topuğu ile tıkadı. Bundan sonra Peygamberimiz (s.a.v) içeri girdi, başını Ebu Bekir'in dizine dayayarak uykuya daldı, o sırada bir canlı Ebu Bekir'in topuğunu ısırdı fakat Peygamberimizi uyandırmamak için kımıldamadı, acıdan gözleri yaşarınca damlalardan biri Peygamberimizin yüzüne aktı ve O'nu uyandırdı. Peygamberimiz (s.a.v.) Ebu Bekir'e; 'Ne oluyor sana ?' diye sordu. 'Anam-babam yoluna feda olsun, ısırıldım!' diye cevap verdi. Peygamberimiz sokulan yere tükürük bastı ve acısı dindi. Meşhur İslam şairi Hassan İbn-i Sâbit (r.a) bu mevzuda ne güzel söyler; O şerefli, mağarada iki kişinin ikincisi idi, O ikisi dağa çıkınca, düşman oranın her tarafını aradı. Düşmanlar bütün canlılardan öğrendiler ki; Peygamberimize karşı duyulan sevginin dengi yoktur."
Sayfa 93
"Etrafınıza şöyle bir göz gezdirin! Gerçek hayat denilen şeyin ne olduğunu, nerede olduğunu bilmiyoruz bile! Kitaplarımızı, hayallerimizi elimizden alsalar, öylece ortada kalakalacağız. Neyi sevip neyden nefret edeceğimizi bilemeyeceğiz. Etiyle, kemiğiyle gerçek birer insan olmak bizim için o kadar zor ki!.."
Reklam