...Belki de mutluluk hayatta bir anlığına hissedilen geçici bir tattır ,demişti Mirae...
Sf(22)
...Yaşlanmak hayatın sırlarını katman katman soymak demek. Soyularak yendiğinde kimi sırlar sindirilip emilerek besin haline gelir, kimi sırlarsa vücudun her köşesinde iltihaplanmalara neden olur.Hoşumuza gitmeyen katmanı yememeyi seçebilsek güzel olurdu ama dünyadaki sistem,bir sonraki aşamaya geçmek için onu yememiz gerekecek şekilde tasarlanmış.Zamanı geldiğinde yemek zorunda kalacağımız şeyi erkenden yersek sindiremeyip karın ağrısı çekeriz ya da boğazımıza takılıdığı için boğulup ölürüz.Yemekte çok geciktiğimizde sır emilemez,olduğu gibi dışarı atılır ve ardında hiçbir şey bilmeyen boş bir beden bırakır...(sf23)
...Tıpkı her insanın birilerinin söylemesine gerek kalmadan,zaman içinde kendi kendine, yavaş yavaş aslında süper kahraman veya özel biri olmadığını, gayet sıradan olduğunu ya da sıradan olabilmek için çırpınıp durduğunu fark etmesi gibi...
Sf(171)
...Sınırda duruyordu.Kırmızı çizgiyle ayrılmış sınırda.Çizginin ötesine geçtiğinde bir daha deri dönemeyecekti. Hiçbir şey hissetmeyecek,duyduklarını önemsemeyecek,gördüklerini kafasına takmayacaktı.Sınırın ötesinde gerçekle gerçek olmayanın iç içe geçtiği bir dünya vardı.Kanın çiçekler gibi döküldüğü, sokaktaki kedilerin peluş oyuncağa benzediği nazik ve acımasız bir dünya. O çizginin diğer tarafına adımını atmadan önce birinin onu çekip bu pis kokulu, karanlık dağları olan,ardı arkası kesilmeyen acılarla dolu, yalnızca acımasızlığın kol gezdiği dünyaya geri getirmesi gerekiyordu . Her şeye rağmen yarınların olduğu dünyaya...
Sf(198)
...Hayatta her şeyin bir değeri var. Kim olursa olsun herkes kıymetli. Fakat bazı ölümler de var ki değeri bir katilin tek öğünü kadar bile etmez.Bunun gibi ölümler, haksızlıklar