Sanki çocukluğu ve gençliği bir hücrede geçmiş, dünya hakkında bilgisi o hücrenin penceresinden gördükleriyle sınırlı, özgürlüğüne yeni kavuşmuş bir mahkum gibiydin.
Tam olarak hangi gün, senin de acılarını dert ettiğin diğer insanlar gibi bir insan olduğunu ve onlar kadar mutlu olmayı hak ettiğini fark ettin, net hatırlamıyorum. Belki de belli bir günde olmadı, seneler boyunca yaşadıklarınla ve şahit olduklarınla bu düşünce içinde günbegün büyüyüp yeşerdi. Hayatını tümüyle başkalarına adamanın en doğru yaşam biçimi olmadığını, kendini mutlu eden şeylerden tamamen uzak kalırsan ve bütünüyle yalnızlaşırsan yüreğinin kararmaya başlayacağını, kararmış bir yürekle kimseye faydan dokunmayacağını geç de olsa ayırt ettin.
...Yenilgilerim olmasaydı, kazandığım başarıların keyfini bu kadar yürekten yaşayamazdım. Düş kırıklıklarına uğramamış olsaydım, hayallerimizle aramızda duran engelleri keşfedemez, yol haritamı başka insanlarla paylaşmanın ve rüyalarını gerçeğe dönüştürmelerine yardımcı olmanın hazzını tadamazdım.