O an çevrimiçi olmak ile fiziksel olarak insanlar arasında olmak
arasındaki farkın bir nevi pornografi ile seks arasındaki fark gibi olduğunu anlıyorum: Pornografi gibi, çevrimiçi olmak da temel bir açlığı gideriyor ama hiçbir zaman tatmin edici değil. Hilarie önce bana bakıyor, sonra masanın üstünde duran telefonuma. "Ekran dolayımlı teknoloji bize asıl ihtiyacımız olanı vermiyor."
"İhtiyacımız olan hu tür bir bağlantı" -elini ikimizin arasında sallıyor- "yüz yüze bağlantı, birbirimizi görebildiğimiz, koklayabildiğimiz, duyabildiğimiz, birbirimize dokunabildiğimiz bir bağlantı. Sosyal yaratıklarız biz. Birbirimizle
güven ve ilgiye dayalı bağlar kurmamız gerekiyor ve ekran dolayımıyla gerçekleştiğinde ortada kesinlikle böyle bir bağ olmuyor."
İnternet pek çok insanın başkalarıyla aralarında bir bağ olduğu
hissini çoktan kaybettiği bir dünyada doğdu. Uzun yıllardır devam
eden bir çöküş süreci söz konusuydu. İnternet ortaya çıktığında bu
insanlara kaybetmekte oldukları şeyin bir tür parodisini sundu komşuların yerine Facebook arkadaşları, anlamlı çalışmanın yerine video oyunları, dünyada kazanılan statü yerine durum güncellemeleri
Yirmi birinci yüzyılda yaşayan tipik bir Batılıysanız her altı buçuk dakikada bir telefonunuzu kontrol ediyorsunuz demektir. Ergenlik çağındaysanız
günde ortalama yüz mesaj gönderiyorsunuz. Ve yüzde kırk ikimiz telefonlarını hiç kapatmıyor. Hiç.