Depresyon ve kaygının ne olduğu konusunda sistematik olarak yanlış bilgilendirilmişiz.
Ben kendi hayatımda depresyon hakkında iki hikayeye inanmıştım. Hayatımın ilk on sekiz yılında bunun "tamamen kafamın içinde" olduğunu düşünmüştüm - yani gerçek değildi, hayaldi, sahteydi, şımarıklıktı, utanç vericiydi, zayıflıktı. Sonraki on üç yılda ise yine "tamamen kafamın içinde" olduğuna inanmıştım ama bu defa çok farklı bir şekilde: Beyindeki bir arızadan kaynaklanıyordu.
Ama bu hikayelerin ikisinin de doğru olmadığını öğrenecektim.
Depresyon ve kaygının bu kadar yükselişte olmasının öncelikli sebebi kafamızın içinde değildi. Ben bu sebebin büyük ölçüde etrafımızdaki dünyada ve o dünyada nasıl yaşadığımızda yattığını keşfettim. Depresyon ve kaygının kanıtlanmış (ama kimsenin daha önce
bu şekilde bir araya getirmediği) en az dokuz nedeni olduğunu ve
bunlardan birçoğunun dört bir yanda yükselişte olduğunu -kendimizi çok daha kötü hissetmemize yol açtığını- öğrendim.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ben de depresyon ile kaygıyı aynı şarkının farklı gruplar tarafından yorumlanmış versiyonları gibi görmeye başladım. Depresyon kasvetli bir emo grubu tarafından, kaygı ise çığlıklar atan bir heavy metal grubu tarafından yorumlanmış versiyonlardı; ama ikisinin de altında aynı nota kağıdı vardı. Özdeş değil ama ikizdi bunlar.
Depresyonda artışa yol açan her şey kaygıda da artış
yaratıyor, kaygıda artışa yol açan her şey de depresyonda artış yaratıyordu. Bu ikisi birlikte artıp azalıyordu.
Daha sonra, yıllar geçtikçe, reçeteli, onaylanmış, tavsiye edilen
hapların gitgide daha fazla insanın hayatında yer etmeye başladığını
gördüm. Bugün ise her tarafımızı sarmış durumdalar. Bugün ABD'de
beş yetişkinden biri psikiyatrik sorunlar için en az bir ilaç kullanıyor4; neredeyse dört orta yaşlı kadından biri antidepresan kullanıyor; Amerikan liselerinde yaklaşık on oğlan çocuğundan birine
odaklanması için kuvvetli bir uyarıcı veriliyor6; yasal ve yasadışı
ilaçlara bağımlılık öyle yaygınlaştı ki ABD'de barış zamanı içinde ilk
defa beyaz erkeklerin ortalama yaşam süresi inişe geçmiş durumda.
Bu etkiler B atı dünyasının dört bir yanına yayıldı: Örneğin siz bu satırları okurken her üç Fransızdan biri antidepresanlar gibi yasal psikotropik ilaçlardan alıyor; Birleşik Krallık ise Avrupa'nın tamamında kullanım oranının neredeyse en yüksek olduğu yer haline geldi
Bu ilaçlardan kaçış yok: Batı ülkelerinin su kaynaklarını test eden
biliminsanları her seferinde suda antidepresan buluyor, çünkü bu
ilaçları kullanıp boşaltan o kadar fazla insan var ki her gün içtiğimiz
sudan süzülmeleri mümkün olmuyor.9 Bu ilaçların içinde yüzüyoruz
düpedüz