Ç

Depresyon ve kaygının ne olduğu konusunda sistematik olarak yanlış bilgilendirilmişiz. Ben kendi hayatımda depresyon hakkında iki hikayeye inanmıştım. Hayatımın ilk on sekiz yılında bunun "tamamen kafamın içinde" olduğunu düşünmüştüm - yani gerçek değildi, hayaldi, sahteydi, şımarıklıktı, utanç vericiydi, zayıflıktı. Sonraki on üç yılda ise yine "tamamen kafamın içinde" olduğuna inanmıştım ama bu defa çok farklı bir şekilde: Beyindeki bir arızadan kaynaklanıyordu. Ama bu hikayelerin ikisinin de doğru olmadığını öğrenecektim. Depresyon ve kaygının bu kadar yükselişte olmasının öncelikli sebebi kafamızın içinde değildi. Ben bu sebebin büyük ölçüde etrafımızdaki dünyada ve o dünyada nasıl yaşadığımızda yattığını keşfettim. Depresyon ve kaygının kanıtlanmış (ama kimsenin daha önce bu şekilde bir araya getirmediği) en az dokuz nedeni olduğunu ve bunlardan birçoğunun dört bir yanda yükselişte olduğunu -kendimizi çok daha kötü hissetmemize yol açtığını- öğrendim.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Depresyon ile kaygının kültürümüzde hemen herkese saplanmış olan bir mızrağın en keskin uçlarından ibaret olduğunu öğrenecektim.
Sayfa 25
Ben de depresyon ile kaygıyı aynı şarkının farklı gruplar tarafından yorumlanmış versiyonları gibi görmeye başladım. Depresyon kasvetli bir emo grubu tarafından, kaygı ise çığlıklar atan bir heavy metal grubu tarafından yorumlanmış versiyonlardı; ama ikisinin de altında aynı nota kağıdı vardı. Özdeş değil ama ikizdi bunlar.
Sayfa 24
Depresyonda artışa yol açan her şey kaygıda da artış yaratıyor, kaygıda artışa yol açan her şey de depresyonda artış yaratıyordu. Bu ikisi birlikte artıp azalıyordu.
Sayfa 24
Daha sonra, yıllar geçtikçe, reçeteli, onaylanmış, tavsiye edilen hapların gitgide daha fazla insanın hayatında yer etmeye başladığını gördüm. Bugün ise her tarafımızı sarmış durumdalar. Bugün ABD'de beş yetişkinden biri psikiyatrik sorunlar için en az bir ilaç kullanıyor4; neredeyse dört orta yaşlı kadından biri antidepresan kullanıyor; Amerikan liselerinde yaklaşık on oğlan çocuğundan birine odaklanması için kuvvetli bir uyarıcı veriliyor6; yasal ve yasadışı ilaçlara bağımlılık öyle yaygınlaştı ki ABD'de barış zamanı içinde ilk defa beyaz erkeklerin ortalama yaşam süresi inişe geçmiş durumda. Bu etkiler B atı dünyasının dört bir yanına yayıldı: Örneğin siz bu satırları okurken her üç Fransızdan biri antidepresanlar gibi yasal psikotropik ilaçlardan alıyor; Birleşik Krallık ise Avrupa'nın tamamında kullanım oranının neredeyse en yüksek olduğu yer haline geldi Bu ilaçlardan kaçış yok: Batı ülkelerinin su kaynaklarını test eden biliminsanları her seferinde suda antidepresan buluyor, çünkü bu ilaçları kullanıp boşaltan o kadar fazla insan var ki her gün içtiğimiz sudan süzülmeleri mümkün olmuyor.9 Bu ilaçların içinde yüzüyoruz düpedüz