Kitabımız adından anlaşılacağı üzere, depresyon ve kaygı bozuklukları gibi modern çağın yaygın psikolojik rahatsızlıklarına dair derinlemesine bir inceleme sunuyor. Bu rahatsızlıkların nedenlerinin ve çözümlerinin genellikle yanlış anlaşıldığını ve eksik ele alındığını vurguluyor. Hari, temel olarak antidepresanların yaygın kullanımına rağmen depresyon oranlarının neden hala yüksek olduğunu sorguluyor. Kendi deneyimlerinden yola çıkarak, her şeyi doğru yapmasına rağmen -on yılı aşkın süreli antidepresan kullanımı- depresyondan kurtulamamasının ardındaki nedenleri araştırıyor.
Kitapta temel olarak Batı toplumlarında depresyon ve kaygının yaygınlaşmasının nedenlerini irdeleyen bölümler bulunuyor. Batı ülkelerinin su kaynaklarında sürekli antidepresan kalıntılarının bulunması, bu ilaçların ne kadar yaygın kullanıldığını ve toplumun geniş kesimlerinin bu kimyasallarla sürekli temas halinde olduğunu gösteriyor. Bu durum, depresyonun kimyasal bir dengesizlikten kaynaklandığı görüşünün ne derece yaygın ve etkili olduğunun bir kanıtıdır. Ancak, Hari bu görüşü sorguluyor ve depresyonun daha derin, toplumsal ve kişisel bağlardan yoksunluktan kaynaklandığını savunuyor.
Kitapta dikkat çeken bir diğer nokta, plasebo etkisinin gücü ve ilaçların gerçek etkilerinin ne derece belirsiz olduğudur. Hari, depresyon tedavisinde kullanılan antidepresanların etkisinin büyük bir kısmının plasebo etkisinden kaynaklanabileceğini düşünüyor. İlaç şirketlerinin gerçekleştirdiği çalışmaların yüzde 40'ının kamuya açıklanmaması ve açıklananların da seçilmiş parçalar halinde sunulması, bu ilaçların etkinliğine dair ciddi şüpheler uyandırıyor.
Hari, depresyonun kimyasal bir dengesizlikten ziyade, yaşam tarzı ve toplumsal yapıdaki sorunlardan kaynaklandığını savunan bilim insanlarıyla yaptığı