Popper bilimsel bilginin üretilmesi sürecinde üç dünya kavramından bahseder: Birinci dünya fiziksel nesnelerden ve olaylardan oluşur (mesela spin). İkinci dünya, bunu algılama biçimimizdir (açısal momentum vs.). Üçüncü dünya ise bu kavrayışımızın sonucu olarak ortaya çıkan nes nel eleştiriye, belki de daha doğru bir ifadeyle yanlışlamaya açık bilimsel kuramlardır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Orta Çağ felsefesinin karakteristik özelliği, skolastik yani bir okul sistemi oluşuydu. Bunun için Orta Çağ filozofları kendilerini araştırıcı değil, hoca sayarlardı. Zira Orta Çağ filozofları gerçeğe zaten sahip olduklarına inanıyorlardı. Bu sebeple de ayrıca gerçeği aramaya gerek duymuyorlardı. Onlara göre gerçek aslında dinin (Hıristiyanlığın)* dogmalarında belirlenmişti.
Aslında, Newton'un fiziğinde Tanrı'ya yer vardı. Ancak bu, deyim yerindeyse, ilk yaratılışta her şeyi düzenlemiş, sonra da emekliye ayrılmış bir tanrı anlayışıydı. Yani, Tanrı başlangıçta tüm evrene kanunları yerleştirmiş, ondan sonra da karışmamaktaydı.