Hafiz Qaraşlı

Çeşitliliklerle dolu ya-şamım, çok farklı şeylerle dolu, hiçbir yere ulaşamayacağım asla. İyi biliyorum, kimse yok burada, ne ben, ne de bir başkası, ama bazı şeyler hiç söylenmese daha iyi, öyleyse hiçbir şey söylemiyorum. Başka bir yerde birileri var belki, herhalde, başka bir yerde, bu uçsuz bucaksız burada başka bir yer gizli belki de? Biliyorum, biraz kafamı çalıştırabilsem, bir çıkış yolu bulurdum, kafamın içinde, sayıca kabarık başkaları gibi, bundan da kötüsü, dünyayla karşılaşırdım yeniden, kafamın içinde, bana gelince hiç de farksız olmazdım başlangıçtakinden.
Sayfa 116·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
tutsak olduğumu sanmam için böyle yapıyorlar, varoluşumla şişip ayağa kalkayım da duvarların ötesine geçmeyi deneyeyim diye.
Sayfa 116·Kitabı okudu
insan taş yürekli olamıyor, ölüm kararını yazmak, hükmü giyip de suçlu iskemlesine yığılmak, çok yorucu, uzun bir sürenin sonunda, yoruldum bundan, yorulmuş olmam gere-kiyordu, ben olsaydım eğer. Bir oyun bu, bir oyuna dönüşüyor, ayağa kalkıp gideceğim, ben değilsem bir başkası olacak, bir hayalet, yaşasın tüm hayaletler, ölülerinki, yaşayanlarınki, daha doğmamış olanlarınki. Mühürlenmiş gözlerimle izleyeceğim onu, bir kapıya gereksinme duymuyor, bir düşünceye de duymuyor, bu düşsel kafadan çıkmak için. Havaya, toprağa karışmak ve yavaş yavaş bir sürgünü yaşayarak eriyip yok olmak için. İşte yine geldiler bana, gitsinler birer birer, sonuncular da terk etsin beni, boş bıraksınlar, boş ve sessiz. Adımı fısıldayan onlar, bana benden, bir benden söz eden onlar, gidip kendilerine inanacak ya da inanmayacak başkalarıyla konuşsun onlar. Bu ses onların sesi, bir zincir gibi şakırdıyor kafamın içinde, bir kafamın olduğunu söylüyor gıcırdayarak.
Sayfa 114·Kitabı okudu
Hayır, arıyor gibi görünmene gerek yok, düşünüyor gibi görünmene gerek yok, gözlerin gözkapaklarının ardında iyice açık, kulakların yeni bir yalanın daha söylenmiş olduğu bir an boyunca bile olsa, dışarıdan gelmeyen seslerin izinde, kal öylece yeter.
Sayfa 111·Kitabı okudu
Önemli olan dünyada olması insanın, yeryüzündeki varlığın yanında duruş nedir ki? Soluk alıp vermek zorunlu yalnızca, avarelik edilmese de olur, arkadaşlık edilmese de, açıkça itiraf etmek koşuluyla kendinizi ölmüş bile sayabilirsiniz, daha özgürlüklere açık bir düzen düşleyebilir misiniz, bilmiyorum, ben düşleyemiyorum. Bu koşullarda başka yerdeyim, başka biriyim demenin anlamı yok, bu durumda gereksinme duyduğum her şey elimin altında, ne yapmak için, bilmiyorum, yapmam gereken şeyleri, işte yeniden yalnız başımayım, nasıl da rahatlamış olmalıyım böylece. Evet, şu anki gibi öyle anlar oluyor ki ben elimden bir şeyler gelebileceğini duyumsuyorum yeniden. Sonra eskiye dönüyorum, canlılığım yitiyor, uzaklaşıyorum yeniden, yeni bir uzak öyküyle, kendimi uzakta bekliyorum öyküm başlasın diye, bitsin diye, bu ses benim olamaz bir daha. Gidebilsem eğer oraya giderdim işte, varolabilseydim eğer orada olurdum işte.
Sayfa 109·Kitabı okudu