Chd_svl

Eliezer Ben Yehuda!!!
Eliezer Ben Yehuda'ın hikayesini öğrendiğimden beri her platformda paylaşıyorum. Önemine binaen, daha önce başka yerlerde de yazdım ve anlattım. Bize, aslında bizim de köklerimizde mevcut olan bir çalışma disiplinini hatırlatması gereken bir hikaye bu çünkü: Klasik dönemlerde İslam dünyası da böyle 'çılgın' adamlarla doluydu. Herhangi bir dünyevi menfaat peşinde koşmadan sadece idealine odaklanan, şan şöhret derdine düşmeden ömür boyu didinen gizli kahramanlardı hepsi. Çoğunun, yaşarken adı bile duyulmamıştı, ama ne büyük işler başardıkları ölümlerinden sonra anlaşıldı. Bugün birçok eseri, düşünce ve fikri onların bu cansiperane gayretlerine borçluyuz. Farkında olmasak da. Bu örnekler, çabalarının sonucunu hemen görmek isteyen, başarıyı ekonomik kazançla özdeşleştiren, az bir gayretle büyük neticeler elde etmeye odaklanan bizim nesle epey yabancı. Teknolojinin hayatı kolaylaştırıcı etkisinin ciddi bir tembelliği de beraberinde getirdiği düşünülürse, günümüzde ideallere ömür adamak daha da zahmetli. Ancak İslam dünyası olarak içine düştüğümüz karanlık tünelden, başka çıkış yok. Temel meselelerimizi, eksiklerimizi ve yapmamız gerekenleri büyü k bir ciddiyetle ele alarak, deliler gibi çalışmaktan başka çare yok. ''Kahrolsun'' diye slogan attığımız devletlerin, dünyevî görevlerini nasıl ciddiyetle ve inatla yaptıklarını düşününce hele...
Sayfa 57·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir konu hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmadan, o konuyla ilgili doğru tavır almak mümkün değildir. Hele de aldığınız tavır, gösterdiğiniz tepki ve ilgi eğer gündeme göre şekilleniyorsa, herkes konuşurken konuşup kimse konuşmadığında siz de susuyorsanız, o zaman o konu zaten sizin gündeminize hiç girmemiş demektir.
Sayfa 59·Kitabı okudu
Her şeyden önce, askeri ve diplomatik üstünlüğü elde etmeden sadece bağırmak ve haykırmakla kamuoyu oluşmayacağını fark etmek şart. Yaşadığımız coğrafyada işler, yalnızca konuşup yazarak yürümüyor. Sahada üstünüz yoksa, sözlerinizin de herhangi bir kıymeti ve geçerliliği yok. Bunu fark etmeden, ''kamuoyu oluşturma'' iddiasına soyunmamak en iyisi.
Sayfa 21·Kitabı okudu
Kanlı ceset fotoğraflarının ulu orta ve durmaksızın paylaşılması, kalpleri 4 aşamada katılaştırıyor: İlk önce bakamıyorsunuz, içiniz parçalanıyor. Ikinci aşamada bakabilmeye başlıyorsunuz, ''Vay alçaklar! Vay Zalimler!'' nidaları eşliğinde üzülmeye devam ediyorsunuz. Üçüncüde tepkiler artık, ''Tüh yine katliam yapmışlar''a dönüşüyor. Dördüncü ve son aşamada ''Yazık''tan başka ses çıkmıyor ağzınızdan. Tüm bunların ardından hâlâ ağlayabiliyorsanız gerçekten şanslı azınlıktansınız. Sık sık sorulan, yaşananlar bizi neden etkilemiyor? Üzerimize ölü toprağı mı serpildi? sorularının cevabı tam da burada. Gözler göre göre, gönüller de alıştı. Acı sıradanlaştı, normalleşti, rutin hale geldi. Tıpkı Filistin ve başka coğrafyalardaki acılar gibi... Hepsinden öte, sadece şu soruyu sormak bile, bizi kendimize getirmeye yetmedi: Hangimiz, öldükten sonra parçalanmış cesedimizin veya avret yerlerimiz açılmış şekilde vücutlarımızın fotoğraflarının sosyal medyada veya WhatsApp gruplarında dolaştırılmasına razı olur?
Sayfa 20·Kitabı okudu
''İsrail çok daha beter vuracak bunu bilmiyorlar mı?'' sorusu da anlamsız biliyorlar, hem de çok iyi biliyorlar. Yüzyıllardır sürekli yaşıyorlar zaten. Ama kaybedecek bir şeyleri yok. Üzerlerine bomba yağacağını bile bile, vaktiyle atalarının yaşadığı toprakları gasp edip bir de üstüne kendilerini açık hava hapishanesine kapatan işgal güçlerine karşı hala yılmamalarının ve direnişi sürdürmelerinin temeli burada.
Sayfa 41·Kitabı okudu