Sonuç olarak, tüm bu verilerin doğruladığı şey, bir çocuğun veya gencin eline bir ekran( bilgisayar, Tablet, akıllı telefon vb.) verdiğinizde, bu ekranın neredeyse her zaman kullanıldığıdır.
Sonuçta önemli olan tek şey,(dijital) kullanımın, gelişmekte olan organizma için çok daha önemli ve/ veya ''besleyici'' olan diğer faaliyetlerin önüne geçmesidir
İsrail'e sövmek, işgalin kötülüğünden söz etmek, yaşanan dramları ortaya dökmek en kolayı. Müslümanlar olarak zihnimizi çalıştırmamız gereken nokta şu: Kudüs'e layık mıyız? Ona, hep eleştirdiğimiz diğerlerinden farklı olarak, şanına yaraşır şekilde muamele edebilecek miyiz? Bunun için ne yapmalıyız? Hazırlıklarımız var mı? Nesillerimiz bu bilinçte mi? Kudüs'ü tanıyor muyuz? Üzerinde çalışıyor muyuz?
Eliezer Ben Yehuda'ın hikayesini öğrendiğimden beri her platformda paylaşıyorum. Önemine binaen, daha önce başka yerlerde de yazdım ve anlattım. Bize, aslında bizim de köklerimizde mevcut olan bir çalışma disiplinini hatırlatması gereken bir hikaye bu çünkü:
Klasik dönemlerde İslam dünyası da böyle 'çılgın' adamlarla doluydu. Herhangi bir dünyevi menfaat peşinde koşmadan sadece idealine odaklanan, şan şöhret derdine düşmeden ömür boyu didinen gizli kahramanlardı hepsi. Çoğunun, yaşarken adı bile duyulmamıştı, ama ne büyük işler başardıkları ölümlerinden sonra anlaşıldı. Bugün birçok eseri, düşünce ve fikri onların bu cansiperane gayretlerine borçluyuz. Farkında olmasak da.
Bu örnekler, çabalarının sonucunu hemen görmek isteyen, başarıyı ekonomik kazançla özdeşleştiren, az bir gayretle büyük neticeler elde etmeye odaklanan bizim nesle epey yabancı. Teknolojinin hayatı kolaylaştırıcı etkisinin ciddi bir tembelliği de beraberinde getirdiği düşünülürse, günümüzde ideallere ömür adamak daha da zahmetli.
Ancak İslam dünyası olarak içine düştüğümüz karanlık tünelden, başka çıkış yok. Temel meselelerimizi, eksiklerimizi ve yapmamız gerekenleri büyü
k bir ciddiyetle ele alarak, deliler gibi çalışmaktan başka çare yok. ''Kahrolsun'' diye slogan attığımız devletlerin, dünyevî görevlerini nasıl ciddiyetle ve inatla yaptıklarını düşününce hele...
Bir konu hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmadan, o konuyla ilgili doğru tavır almak mümkün değildir. Hele de aldığınız tavır, gösterdiğiniz tepki ve ilgi eğer gündeme göre şekilleniyorsa, herkes konuşurken konuşup kimse konuşmadığında siz de susuyorsanız, o zaman o konu zaten sizin gündeminize hiç girmemiş demektir.