Bir şey yapalım ki albayım, sonu gelmesin. Mesela, bu parktan hiç çıkmayalım. Havuz kenarı devamlı heykeli olalım mesela.Yerimizi begenmesek de direnelim. Ve zina etmeyiz böylece ;edenleri seyrederiz. Röntgenciler çağında yaşıyoruz çünkü.
Sen her zaman kuyruğun arkasında kalıyorsun :Bir sinemaya gidemiyorsun, bir fincan kahve içemiyorsun, doğru dürüst ölemiyorsun. Hep tetikte olacaksın hep ileri düşüneceksin :Sabah olmadan öleceksin ki cenazen öğle namazına yetişsin.
Haklısınız albayım.Fakat ,Allah kahretsin,insan anlatmak istiyor albayım; böyle budalaca bir özleme kapılıyor.Bir yandan da hiç konuşmak istemiyor.Tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor.Fakat benimde sevmeğe hakkım yok mu albayım?Yok.Peki albayım bende susarım o zaman.Gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim.Fakat albayım,adresimi bilmeden beni nasıl anlayacaklar? Sorarım size: Nasıl?Kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı?Ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek.Bir yandanda göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum.