Karanlığın her tarafı sardığını hayal edin. Göz alabildiğine karanlık. Hiçbir ışık yok. Evler, ağaçlar, kırlar, dünya, gökyüzü... kapkara! Ve üstelik bir de 'Yıldızlar' var. Onlar neyseler! Böyle bir şeyi aklınız alabiliyor mu?»
Herhalde yıldızlara fiziksel bir anlam vermek mantıksızdı. Belki de kafa, tam karanlıkta ışık yaratmasının şart olduğuna karar veriyordu. Belki de yıldızlar aslında hayali birer ışık.
Yani yıldızlar deliliğin nedenlerinden biri değil de bunun sonucu.
Şehirde yaşamak, imkansız düzeninin bir parçası olup aynı zamanda da onu yaygınlaştırmak demektir. Sabah uyanmak. Erkenden işe gitmek. Aynı zamanda da o düzenden zevk almaktır; yoksa kim ister her gün aynı rutinleri tekrarlamayı?