"Yeni başlıyoruz daha Yaşar Yılmaz. Her şeye yeni başlıyoruz!"
Tabanlarina vurmuyorlardı artık. Havaya kaldırılmış bacaklarına, baldırlarına vuruyorlardı ince bir değnekle. Taşaklarının altına yediği bir tekme darbesi karanlığı şimşek çakmışçasına bembeyaza çevirdi. Sonra yine karanlığın içine gömüldü.
Yine beklenmedik bir tokat patladı, her şey birbirine karıştı. Karanlık yıldızlandı. Her an, nereden geleceği belli olmayan darbelerin yılgınlığıyla büzülmüştü.
"Albay 'ım, çağıralım komandoları, tırnaklarını söksünler bu ibnenin."
Bir ses:
"İbne edelim!"
"Kurşuna dizelim Albay'ım! Uğraşmayalım! İzin verin Albay'ım!"
Böğrüne bir tekme indi.
Yaşar, başını duvara dayamış, oturmaktan başka gücü kalmamıştı. Gözleri kandan yanıyordu. Ikı polis bir öğrenciyi sürüklüyordu. Her biri bacağından çekiyordu. Öğrenci cansızdı. Kafası taşlara çarpıyordu. Tanıdı: İki gün sonra ölecek olan Vedat Demircioğlu'ydu bu.