Robinson'ın da dile getirdiği gibi, "Arayışınız tuzaklarla ve zaferlerle dolu olacak. Hayatınızı yaşayan daha önce kimse olmasa bile, her yerde, bu yola sizden önce baş koymuş ve size kılavuzluk edebilecek insanların koyduğu işaretler vardır. Nihayetinde, 'Varacağım noktaya ulaştım mı?' ya da 'Başka ufuklara yelken açmalı mıyım?' ya da 'Özümü buldum mu?' ya da 'Hâlâ arıyor muyum?' sorularına cevap verebilecek tek kişi sizsiniz. Ne olursa olsun, bu maceraya atılmaktan bir kez olsun şüphe duymayın."
Herşey mutlaka bir noktadan başlar, varolanı geliştirme kalibiyetimiz neredeyse sınırsızdır. Üstelik bu durum, ister ufak tefek ister önemsiz olsun, kişisel planlarımız için de geçerlidir.
Şimdi, manzarayı izlemeye biraz ara verelim ve günlük yaşamımıza odaklanalım. Yaşamımızı hangi alışkanlıklar yönetiyor? Hangileri bizi hedefimize yakınlaştırıyor ve hangileri daha iyi hissetmemizi sağlıyor? Hangileri bize zarar veriyor ve hangileri enerjimizi tüketiyor?
Sorulacak soru şudur: Tüm hayatınızı adayabilmeniz için sizi hangi tutku, hangi ikigai motive edebilir? Cevabı henüz bulamadıysanız, Viktor Frankl'ın şu bilindik aforizmasından ders çıkarabilirsiniz: "Hayattaki amacınızın ne olduğunu hâlâ bilmiyorsanız, ne mutlu size ki artık bir amacınız var: bu amacın ne olduğunu bulmak!"
1 saatte: konuya basitçe giriş.
10 saatte: temel fikirlerin daha geniş bir kavramı.
100 saatte: ortalama bir seviyenin yakalanması.
1.000 saatte: uzmanlık seviyesine ulaşma.
10.000 saatte: ustalık seviyesine ulaşma.