Vampir iki yaşayışlı varlığını her gün mezarında tekrar uykuya dalarak sürdürür. Canlıların kanına duyduğu korkunç şehvet, uyanık geçirdiği zamanlarda onu dinç tutar. Vampir, belli kişilere aşka benzer büyük bir tutkuyla bağlanma eğilimindedir. Belli bir hedefe erişmesinin önünde yüz değişik engel bulunabileceği için, bunların peşine düştüğünde tükenmez bir sabır gösterir, sayısız taktiğe başvurur. Tutkusu tatmin oluncaya, göz diktiği kurbanın canı çıkınçaya dek asla vazgeçmez. Fakat böyle vakalarda, kanlı hazzını ehlikeyif bir tutumla erteleyip geciktirir ve ustaca kur yapıp kurbanına adım adım yaklaşmak suretiyle bu hazzı yüceltir. Böyle vakalarda vampir, sanki bir gönüldeşlik ve rıza arayışındadır. Sıradan vakalarda ise doğrudan hedefine gider, şiddet kullanarak kurbanını etkisiz hale getirir, boğazlar ve tek bir ziyafette canını tüketir.
Vampir belli ki bazı şartlara, özel koşullara tabidir.
(...) Carmilla böyle yaptı; Millarca da.
Şimdilerde Carmilla'nın görüntüsü onun türlü halleriyle hatırıma düşer gibi; bazen şakacı, takatsiz, güzel bir kız olarak; bazen, harap kilisede gördüğüm kıvrak ifrit. Sık sık, oturma odasının kapısında Carmilla'nın hafif adımlarını duyar gibi oluyor, irkilerek dalgın düşüncelerden sıyrılıyorum.
Bu arada, ölümden dönenlere atfedilen solgun çehrenin melodramatik bir kurmacadan ibaret olduğunu söyleyebilirim. Bunlar mezarda da, insanlar içinde belirdikleri vakitlerde de, kanlı canlı bir görünüme sahiptirler. Tabutlarındayken ışığa maruz kalırlarsa, tıpkı uzun zaman evvel ölmüş Kontes Karnstein'da olduğu gibi vampirliği ortaya koyan tüm belirtileri gösterirler.
Bütün bunları sakin sakin yazdığımı düşünüyorsunuzdur. Oysa hiç öyle değil. Olup bitenleri düşününce heyecanlanmadan edemiyorum. Siz bu husustaki arzunuzu defalarca dile getirmeseydiniz, sonraki aylar boyunca sinirlerimi bozmuş ve kurtuluşumun ardından senelerce günlerimi, gecelerimi zehir etmiş, yalnızlığı benim için katlanılmaz derecede ürkütücü kılmış anlatılmaz dehşetin gölgesini yeniden önüme düşüren bu işe girişmemin imkânı yoktu.