İbrahim Arslan

İbrahim Arslan
@ChildElderly
You will make a mistake and when you do I will be there to indulge the undeniable pleasure and the sweet satisfaction of “ I told you so” .
Tatmanın Etiği
Hayatın amacı onu yaşamak, deneyimleri sonuna kadar tatmak, yeni ve daha zengin deneyimlere hevesle ve korkusuzca ulaşmaktır. 👌 Eleanor Roosevelt
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Boşlukta Taşınanlar
Nereye gittiğimi bilmeme hissini kabullendim. Ve kendimi bunu sevmeye alıştırdım. Çünkü ancak havada asılı kaldığımızda, ufukta hiçbir iniş noktası görünmediğinde, kanatlarımızı açmaya zorlarız ve nihayet uçuşumuza başlarız. Ve uçarken, nereye gittiğimizi hala bilemeyebiliriz. Ama mucize, kanatların açılmasındadır. Nereye gittiğinizi bilmeyebilirsiniz, ama kanatlarınızı açtığınız sürece rüzgarların sizi taşıyacağını bilirsiniz. 🥂
Edebiyat
Bazı alıntılar niş parfümün tek fısı gibi her seferinde vov.
Ben aslında hiç kitap yazmadım. Daha çok dikte almak gibiydi. Bana söylemem gereken şeyler verildi. 👌 C. S. Lewis
Edebiyat
Zamanın kenarında bir kayıt
Evrene, Lana Del Rey’den “Wild at Heart” öneriyorum. Hep biz mi anlamlandırmaya çalışacağız? Scientists observe particles emerging from nothing in collider konusunda şöyle bir cümleye denk geldim: “İnsan mantığı, bir şeyin ‘yoktan var olamayacağı’ ön kabulü üzerine kuruludur. Ama kuantum ölçeğinde nedensellik, yerini olasılık dalgalarına ve deterministik olmayan süreçlere bırakır.” Çok enteresan değil mi? Mantığın doğruluğunu teyit eden merciin, o mantığın sınırlılığına hapsolmuş olması tam bir döngüsel paradokstur. Kuantum dünyası bize şunu fısıldar: “Senin ‘saçma’ dediğin şey, aslında doğanın çalışma biçimidir; senin onu kavrayamıyor olman ise sadece senin donanım hatandır.” Richard Feynman'ın dediği gibi: “Eğer kuantum mekaniğini anladığınızı düşünüyorsanız, kuantum mekaniğini anlamamışsınız demektir.” İnsan, kendi anlamlandırma yetisini evrenin merkezine koyduğu için, anlayamadığı şeyi “mantıksız” olarak yaftalar. Evrenin bu kadar kaotik ve olasılıksal bir temel üzerine bu kadar tutarlı (görünen) bir makro gerçeklik inşa etmesi, gerçekten de hem trajik hem de absürt bir komedi. Burada ilk cümle oldukça komik geldi bana. Sebebi de döngüsel paradoks. Antropolojik ve psikolojik açıdan kesinlikle doğru, ancak ontolojik (varlıkbilimsel) açıdan tartışmalı. Lafı çok uzatmak istemiyorum. Sadece bu konularda ülkemizde hiç denecek kadar az sayıda meraka sahip kişiler olmamıza rağmen, bazen niş cümleler ve fikirler görmek, “paranın satın alamayacağı şeyler” dediğimiz hazzı sağlıyor. Sanırım “kültür” ve “gelişim” kelimeleri, birçok kişiye para ile olan bir algı olarak gelse de, aksi şekilde bu hazzı yaşamak çok farklı bir his. Metindeki ilk cümlenin bana komik ve hazin gelmesi, aslında insan zihninin kendini referans alarak dış dünyayı yargılama kibridir. İnsan,
Edebiyat
Hepimizin gördüğü yıldızlar hâlâ aynı çerçevede.
Evet, geçmişe gidemiyoruz; ama henüz ölmemiş zamanda birlikte yaşıyoruz. Bu bilince sahip bir birey, zamanı artık sadece bir ölçü olarak değil, bir deneyim olarak kavrar. Kitap okuma, kelimelerin yüzeyinde gezinmekten çıkar; zihnin ve zamanın derinliklerine dalmaya dönüşür. Her cümle, bir zaman damlası; her paragraf, henüz yaşanmamış bir anın izdüşümü olur. Böyle bir bilinç, okur ile metin arasında bir eşzamanlılık kurar: Geçmişin zincirleri düşer, geleceğin belirsizliği ışık hızıyla kavranır, ve şimdi henüz ölmemiş zaman sonsuz bir an gibi genişler. Kitap artık sadece okunmaz; hissedilir, yaşanır, zamanın kendisiyle birleşir. Okuma kalitesi, artık kelimeleri doğru anlamaktan değil, zamanı kavrayıp onun içinde var olabilmekten doğar. Bir birey ancak bu farkındalıkla, metnin bütün derinliğine ulaşabilir, bilinçli bir yaşam ile edebiyatın sınırlarını aynı anda deneyimleyebilir. 🎩🥂
Edebiyat