Polina, sana bir keresinde Meksika’nın Sonora çölünde tanıştığım yaşlı bir adamdan bahsetmiş miydim? Adamın adı David’di. David, hayatı boyunca çölde yalnız yaşamış, toprağın dilinden anlayan, sessiz bir adamdı.
Bir sabah, kapısının eşiğinde donmak üzere olan bir çıngıraklı yılan bulmuş. Yılan ölmek üzereymiş, soğuktan kaskatı kesilmiş. David, yılanın o haline acımış. Onu içeri almış, ocağın yanına koymuş ve ısınması için ona süt vermiş. Günlerce ona bakmış, yılanın pulları parlamaya, gözleri canlanmaya başlamış.
Bir sabah David yılanı eline almış, onu dışarı, güneşin altına bırakacakmış. Ama yılan tam o anda David’i elinden ısırmış. David acı içinde yere yığılmış, zehir kanına yayılırken yılanın gözlerine bakmış ve sormuş: 'Seni kurtardım, sana baktım, neden yaptın bunu?' Yılan, çalılıkların arasına süzülmeden önce dönüp şöyle demiş: 'Beni içeri aldığında zaten bir yılan olduğumu biliyordun.
*
İnsanların doğasını değiştirebileceğine inanmak, nezaket değil, kibirdir Polina. Birinin sana kim olduğunu göstermesine izin verdiğinde, ona inan. İlk seferinde inan hem de. Çünkü dünya, kurtardığı yılan tarafından ısırılan 'iyi niyetli' insanların mezarlarıyla doludur. 🎩🥃