Hiçbir zaman insan doğasını olduğu gibi görmeyiz, hiçbir zaman insanı genel olarak görmeyiz, ama insanın çeşitli kültürlerdeki ve çeşitli bireylerdeki birçok dışavurumunu temel alarak, insanda nelerin ortaklaşa bulunduğu konusunda çıkarım yapabiliriz.
Farkında olmak, hakkında düşünmeksizin hissedilen ya da sezinlenen ama yine de sanki her zaman bildikmiş gibi bir kanı uyandıran bir şeye gözlerini açmak demektir.
Bir yandan okuryazarlık artarken, televizyon, tüketicinin görüntülerle beslendiği, beynini değil de gözlerini ve kulaklarını kullandığı yeni bir cehalet yaratıyor.