📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bu yazardan okuduğum ikinci kitap oldu. Sıfır beklentiyle okuduğum için ben sevdim. Beklentisiz okunursa keyif alınabilecek bir kitap. Geçmiş travmaları, yer yer geçmişte yer alan bölümler şeklinde anlatması bana göre gayet iyiydi. Bunun dışında ise çiftin arasındaki dialoglar eğlenceliydi. Ireland ise sevdiğim bir kadın karakter oldu.
Serideki ilk kitap olan İki Yanlış Bir Doğru daha keyifli olduğu için devam ettim. Ama ilk kitabın sonundaki ön okumadan, bu kitabı sevemeyeceğimi anlamıştım. Kitabın ortalarında zehir zemberek bir yorum yazmaya hazırdım. Ama şimdi biraz daha sakinleştim.
Buradan sonrası spoilerlı olabilir, yorumu okuyup okumamak size kalmış :)
Kitabın ortalarına kadar Kate’in tavırları, kendini bilmezliği, kelimenin tam anlamıyla “white people problems” halleri beni çileden çıkardı. Belki de ben abartıyorum bilmiyorum ama mesela aidiyet diye sızlanıp, hiçbir yere ya da kişiye ait olamamak için delicesine çabalaması beni usandırdı. Daha sayıp dökerim ama yazmaya değmezsin Kate. Christopher ile aralarındaki sözde “nefretten aşka” trope’u o kadar bayıktı ki… Ne nefretleri ne de aşkları bana geçti. En azından yazarın Christopher’ın, Kate’den uzak durma çabasının altını biraz daha doldurması iyi oldu. Onu da zaten son 100-150 sayfa falan kala öğrendik. Kitabın son 100 sayfasını sırf bitsin diye hızlı hızlı okuyup geçtim.
Çok vaktiniz varsa bi şans verin kitaba. Bunun dışında kimseye önereceğim bir kitap değil.