Bu kitabı, sadece başladığım serileri bitirme takıntım yüzünden aldım ve okudum. Böyle bir takıntım olmasa, ilk kitaptan sonra asla devam etmezdim. Yorumum spoiler içerebilir. Kitabı okumayanların hevesini kaçırmak istemem.
Hali hazırda sevilen eserler, alıp kopyalanıp ancak bu kadar yazılabilmiş. Tüm seri bana sadece booktok’ta hakkında paylaşım yapılsın diye yazılmış izlenimi verdi. Hele Kai… “quote machine” ve “emo boy with abs” diye tanımlamalar gördüm onun için. O kadar doğru ki. Sadece yeni favori “book boyfriend” olması için yazılmış bir karakter. Pae ise… hakkında yorum yapmak bile istemiyorum. Kitt ise garibim, yazarın bu kitapta hiç sallamadığı bir karakter oldu.
Kitaptaki her şey o kadar yavan ki… Hakkında uzun uzun yazma düşüncesi bile beni boğuyor.
Ana karakterlerimizin birbirleriyle didişme döngüleri haricindeki her şey hızlıca geçip gidiyor. Direniş ekibinden kalanlar bi hortladı mesela, onlar sayesinde “Karışım” isimli melezleri öğrendik, hop 2 sayfa sonra onları da geride bıraktık. Kapıdan hızlıca bi selam verip, çıktılar gibi bir şeydi. Yazar da nezaketen bir kereliğine ana karakterimize o ekibi bi düşündürdü.
Sonrasında da zaten sadece Kai ve Pae aşkını okumak zorunda bırakıldık. Ufak tefek, sonu çok belli aksiyonlar da oldu tabii. Ama yine her şey hızlıca geçip gitti ve biz ikilimizin didişmelerini, “sadece rol yapıyoruz” adı altındaki öpüşüp koklaşmalarını ve sürekli tekrarlanan diyalogları okuduk. Yani çil muhabbetini kaç kez daha okuyacağız? Önümüzde bir kitap daha var ve bu beni gerçekten korkutuyor.
Sevilen kitaplardan araklamalar, zayıf betimlemeler, vasat diyaloglar, sevilen tropeları kullanarak iyi bir hikaye çıkacağını düşünme. Kitabın genel özeti budur.
Böyle kitapları okuduğum zaman, özgün ve iyi kurguya sahip diğer eserlere olan