Tırpan serisinin son kitabı olan Çan, önceki kitapların yarattığı çatıyı yıkıp yerine bambaşka bir sistem kurmaya cesaret eden bir final romanı. Ancak bu cesaretin her adımı okurda aynı etkiyi yaratmıyor. Hikâye genişliyor, karakter sayısı artıyor ve anlatım çizgisi daha çok farklı karakterlerin gözünden ilerliyor. Bu da odak kaymalarına neden oluyor zaman zaman. Özellikle ilk iki kitaptaki o yoğun bireysel gerilim bu kitapta daha politik bir şekle bürünüyor.
Fırtına Bulutu’nda yaratılan düzenin ağırlığı altında ezilen evrende, Çan ile birlikte yeni bir yol aranıyor. Ancak o karanlık distopya havası bu kitapta yer yer zayıflıyor. Karakter gelişimleri bir noktadan sonra durağanlaşıyor. Yine de Thunderhead’in varlığı, felsefi arayışlar ve etik sorgular kitabı sıradanlıktan çıkarıyor.
Finali tahmin edilmez değildi ama taşıdığı umut hissi güçlüydü. Benim için tam anlamıyla "vay be" dedirten bir son olmadı ama seriye veda ederken akılda kalan güçlü bir kapanıştı. Bir şeylerin eksik kaldığını hissettirse de, özellikle seriyi tamamlamak isteyenler için tatmin edici.
“Peki ya sonrası?” diye sorduran kitaplardan. Citra ve Rowan’ın yolculuğu tamamlandı belki ama Shusterman’ın yarattığı dünya, hâlâ keşfedilmeyi bekliyor gibi hissettiriyor.