... Talmud'u alıp herkesten daha uzak bir köşede oturarak, kısık sesle İbranice okumaya başlardı. Onun için her şey olan, ama hiçbirimizin öğrenmediği o dilde. Anne babamız Viyana'ya gelirken, şehirdeki birçok diğer Yahudi gibi, Yahudiliği çoçuklarına sadece kanla aktarmayı kararlaştırmışlardı; din ile değil.
Sessiz, asimile olmuş gibi görünerek, kökümüzün izlerini gizlice koruyarak yaşayacaktık. Onlar ise dinlerinde kalmaya devam edeceklerdi; tıpkı babamın Talmud'u okurken sadece dudaklarını kıpırdatması gibi sessizce...