Tabiattaki kendinden zayıfı yutmak kuralı en küçük mikroplardan en büyük ve hatta en yüksek yaratıklara kadar geçerli. Toplumlar, hükümetler, devletler de böyle… Bir devlet adaletin her şeyine ve eylemlerine kefil olmak için mahkemeler açıyor, kanunlar yapıyor. Komşusundan bir tavuk çalan bir fakiri bir açı cezaya çarptırıyor… Fakat kendinden küçük veya kuvvetsiz komşu bir devleti yutmak ve kendi ülkesine katmak hırsından, bu adaletsiz düşünceden bir türlü nefsini kurtaramıyor. İnsanların davranışlarındaki bu gariplik bazen o derecelere varıyor ki insan hak ile haksızlığın, hakça mal sahibi olmakla hırsızlığın kumarcılığın hudutlarının nerelerde başlayıp nerelerde bittiğini anlamakta aciz kalıyor.