Her çocuk bir şeyler hayal eder; kimi oyuncak, kimi bambaşka bir dünya... Benim çocukluk hayalim ise iki tekerlekli bir özgürlüktü: Bir bisiklet. Ne alabildim ne de aldılar; o hep içimde ukde kalan, uzaktan izlediğim bir heves olarak büyüdü benimle. "Nasip olmadı" deyip içime attığım o duygu, içimdeki çocukla birlikte yıllarca bekledi.
Ve bir gün, nihayet o an geldi.
Bana ait değildi, emanetti belki ama direksiyonunu tuttuğum an dünyalar benimdi..
Sürmeyi bilmiyordum, yol göstermeyen yollarda dengeyi bulmaya çalıştım.
Düştüm, dizlerim morardı, ellerim yaralandı... Ama canım hiç yanmadı. Çünkü o an aldığım yaralar, acının değil; bir hayalin peşinden gitmenin, düşe kalka da olsa başarmaya çalışmanın izleriydi.
Hayat da biraz böyle değil mi zaten? Sana ait olmayan imkanlarla bile olsa, canın yana yana da olsa, o hayalin tadını bir kez almak her şeye değiyor. Varsın bacaklarım morarsın, varsın ellerim kanasın; ben o gün sadece bisiklet sürmedim, içimdeki o mahzun çocuğun elinden tutup onu gökyüzüne uçurdum.
Gecikmiş ama vazgeçilmemiş tüm hayallere... 🚲✨