Birbirinden güzel on altı öykünün birleştiği bir kitapla karşınızdayım bugün. Mahmut Coşkun'un bambaşka isimlerle aşina olduğumuz hayatlarımızı anlatmasını izliyoruz aslında kitapta. Herkes bir yerinden tutup kendi hikayesini çıkarabilir. Kendini tanıyan var mıdır ölmeden, ben inanmam. Çünkü her tanıdığımız insandan sonra başka bir bene ulaşıyoruz, bu gerçeği asla inkar edemeyiz. Ama insanın kendini tanımaya çalışması, kendinin de bu hayatta nefes aldığının farkında olabilmesi mucizedir yine kendisi için.
Benim favori öyküm 'Ağca' oldu. Kız çocuklarına karşı içimdeki merhamet duygusundan dolayı belki, bilmiyorum ama beni en çok etkileyen oldu. Minicik kızların damlardan erkeklerin okula gitmesini seyredişi, her teline bir hayal sığfırdığı saçlarının "kökü sende!" savunmasıyla canice kesilmesi... Ama en çok da "annen yok, kimsen yok!" tezinin tekrardan iliklerimize kadar hissettirilmesi can alıcıydı.
Ketebe'ye de teşekkürlerimizi sunuyoruz buradan...
Ve son cümlesinin beklentilerin hiçbir zaman son olmsdığını, üç noktayla devam ettiğini ve umudun baki olduğunu ispat ediyordu belki de;
"Beklenen daha bir güzelleşiyor, güzelleştikçe cazibesi artıyor..."