Aso

Sonuçta her zaman bir umut vardı, değil mi? Yanlızlar için bile. Hatta benim için bile.
Reklam
Yalnızlığa alışamıyordu insan. Yalnız olan insanlar bazen 'ben böyle iyiyim' veya 'bunu ben seçtim' gibi şeyler söylüyorlardı ya, külliyen yalandı. Kimse bu kalabalık içinde yalnız kalmayı yakıştırmazdı kendine. Etrafında bir kişi bile olsa olsun ister. Bir Allah'ın kulu da beni düşünsün, gece yatarken üzerimi örtsün, eve gittim mi diye merak etsin ister. Ve sırf bu yüzden 'ben iyiyim' der. Elde edemeyince çamur atmak insanlığın şanından değil midir?
'Tepeden tırnağa sevmektense, cümlelerinden harfine sevmek güzeldir adamı. Saçlarını veya tırnaklarını kesebilir adam ama cümlelerini kırpamaz. Kırpsa zaten o adam olmaz...'
Kar tanesi kadar eşsiz bir adamı yere düşmesine kıyamayıp avuçlarıma aldığımda, onun bana dayanamayacağı kadar sıcak olduğum aklıma gelmemişti. Onu korumak isterken yok etmişt
Platonik aşk, bilinenin aksine, karşılıksız, imkânsız aşk gibi anlamlara gelmiyordu aslında. Platon gerçekleşmesi mümkün olmayan ama gerçekleşse ne kadar da güzel olur denilen arzulara tercüman olan bir deyim olan 'Platonik' deyimini oluşturmuştu. 'Platonik aşk' demekle, aslında ideal aşk ifade ediliyordu. Ama benim en sevdiğim hikâye bu değildi. Benim kabul ettiğim şuydu; Platon o kadar yakışıklıymış ki bütün kadınlar ona âşık oluyormuş. Ama Platon, Harmonia ile birleşmemesinin de sebebi olan idealleri için hiçbir kadına bağlanmamış. Sonra karşılıksız âşık olanlara 'Platonik' demişler. Ne kadar doğru bilemeyeceğim ama ben bu hikâyeyi daha çok seviyordum. Daha uygun geliyordu bana.
Reklam