Her şey, her şey olduğu gibi her şeyindir. Kişinin kendine özgü bir varlığı yok ki, her şey tek varlıktır.
Tanrı her yerdedir. "Kudüs'te, Mekke'de, Hacc'da' değil. Hakk'ı nerede ararsan oradadır, demişti. Bir kutsi hadiste; "kulum beni nasıl bilirse ben öyleyim"
Her çağın kendine özgü bir düzeni vardır. Çağına göre de ya demokrat ya da zorba yönetici olur. Yönetici demokrat ve dürüst olursa, düzen de güzel ve adil olur. Halkı huzur ve güven içinde yaşatır.
Yöneten adil ve demokrat olmazsa, düzen de adil olmaz. Halkı yandaş ve öteki olarak ikiye böler. Ötekileştirdiği halkına baskı yapar. Bu baskıdan yandaş da nasibini alır, ancak yandaş din yoluyla uyuşturulmuş bir robot gibidir, baskının farkında değil.
Yöneten huzur yerine korku yaratır din yoluyla. Halkın inandığı dini kalıplaştırarak kendine uydurur. Kendisini ve ailesini kutsallaştırır. Aydınlanma yerine karartmayı seçer. Çünkü gerçeği halktan gizlemek için. Yaptığı hırsızlıktır. Hırsız hedefine karanlıkta ulaşır. Bilimsel öğreti halkı aydınlatır. Aydın çoğalınca düzeni yönetenin baskısı da artar. Yönetenin baskısını önlemek için daha sıkı bağlar, yönetimler geliştirir. Bu bağların başında eğitilen halk zorba krala isyan eder.
Kral burda krallığını devam ettirmek için eğitimi yozlaştırır. Eğitimde fen bilimleri yerine çağın gerisinde kalan din bilimi getirir.