‘’Doğum günleri ise benim nazarımda, insanların periyodik olarak öldüğü herhangi bir günden başka bir anlamı olmayan, kutlanma¬sından ziyade dertlenilmesi gereken günlerdi.’’
Domuzlarla Muhabbet, bireyin çocukluktan itibaren maruz kaldığı kurallar, beklentiler ve toplumsal uyum baskısı karşısında yaşadığı içsel yabancılaşmayı merkeze alan bir anlatı. Zekânın bir ayrıcalık değil, çoğu zaman yalnızlaştıran bir yük olarak ele alındığı metin; empati, kibir, ikiyüzlülük, psikoloji kavramlarını gündelik hayatın içinden sahnelerle sorgular. Okurunu rahatlatmayı değil, düşünmeye zorlamayı amaçlayan bu kitap; dünyayla aynı duyguda buluşamayanların sessiz hikâyesini anlatıyor.
Domuzlarla Muhabbet
‘’İnsanlar gerçek bir doğruluk ya da haklılık karşısında derin bir sessizliğe gömülürler, sonra karakterlerinin ve kültürlerinin vermiş olduğu birikimin doğrultusunda ya bağırıp çığırırlar ya da susarlar.’’
Evet, domuz kardeş. Senin bu hayatta ki hikayen kutsal kitaplarda lanetlendiğin gün başladı. Benim hikayemse, doğduğum gün yakalandığım “farkındalık lanetiyle” başladı.