Mutluluğun, basit ve açık bir şey olup bir bardak şarap, bir kestane, kendi halinde bir mangalcık ve denizin uğultusundan başka bir şey olmadığına aklım yattı. Yalnız, bütün bunların, mutluluk olduğunu insanın anlayabilmesi için basit ve açık bir kalbe sahip olması gerekiyordu.
Hayatım yanlış yola sapmıştı, insanlarla olan ilişkilerimi bir iç konuşma haline sokmuştum. O kadar düşmüştüm ki, bir kadına âşık olma ile kitap okuma arasında seçim yapmam gerekse, kitabı seçerdim.
Kafamı da anlamsız bunalımlardan temizlemeliydim. Bundan böyle insanlarla dolaysız ve sıkı ilişkiler kurmalıydım. Kendi kendime, "ola ki, pek gecikmemişimdir," diyordum.
Bu toprağın iklimi çok sert olup değerli tohumlar filiz atmadan papatya ve ısırganlar arasında boğuluyorlar. Ama, öyle görüyorum ki, ben hâlâ akıllanmadım; çok şükür Tanrı'ya, şu anda bile Don Quijote benzeri seferlere hazırım!