Bırak, dokunma, yarama merhem olmaya kalkma. Senden, evden, işten, aileden hatta dünyadan o kadar uzaktayım ki; mağaranın en uzak, en karanlık, en kuytu köşesindeyim. Kendimle, kibirli kişiliğimle cenk ediyorum. Bu savaşa dışarıdan müdahale muhaldir. Beni bana bırakın.
Sen akşamlar kadar büyülü, sıcak,
Rüyaların kadar sade, güzeldin,
Başbaşa uzandık günlerce ıslak
Çimenlerinde yaz bahcelerinin
Omrun gecesinde sükûn, aydınlık
Boşanan bir seldi avuçlarından,
Bir masal meyvesi gibi paylaştık
Mehtabı kırılmış dal uçlarından
Karadeniz'de geçim zor. Tarım yok, arazi yok, sanayi yok. İşte çay ile fındık. Çamlıhemşin'deki konaklara hayran kaldık. O ailelerin dedeleri Rusya'ya gidip gelirmiş, pastacılığı, fırıncılığı öğrenmiş ve çok para kazanmışlar. Ailelerin bugüne ulaşan nesilleri Türk pasta ve çikolata sektöründe marka yaratıp yurt çapında şöhret kazanmış.
Nedir bu Türk erkeklerinin kalbini kıran? Geleneksel olan şudur: Bizde kavuşmak yok. Kavuşmak çokluk 'mahşere' kalır. Bu sebeple hüzünlüyüz, bu sebeple kalbimiz kırık.