İnsan en çok gece yarısı, herkes uykudayken dürüst olur kendine. Maskeler, unvanlar ve gündüzün mecburiyetleri bir kenara çekilir; geriye sadece yalın bir yalnızlık kalır…
Herkesi aptal, kendini dahi zannedenlerin en komik yanı; sergiledikleri o ucuz tiyatroyu bizim en ön sıradan, çekirdek çitleyerek izlediğimizi fark edememeleridir…
Dünya kırıyor, insan yoruyor. Sonra bir gün fark ediyorsun ki, yaranı saracak tek el yine kendi bileğinde saklı. Kendi gölgende dinlenmeyi öğrendiğin gün, kimsenin güneşiyle ilgilenmiyorsun…
Işık ile karanlığın o muazzam sınırı... Ruhun en derin, en sessiz odalarından birine bakmak gibi bu manzara. Bazen sessizlik, söylenecek tüm sözlerden daha gürültülüdür…