Bazı kitaplar vardır, bitirmek için değil, içinde yaşamak için okunur. Çehov’un Bozkır’ı tam olarak öyle. Olay örgüsü peşinde koşarken değil, doğanın sesini dinlerken buluyorsunuz kendinizi. Bozkırın o uçsuz bucaksız yalnızlığı, insanın içindeki bir yerlere dokunuyor.