Cihan Temür

Cihan Temür
@Cihantmr
Bizi yükselten, dinimize karşı duyduğumuz büyük aşktır. İktibaslar onlarla hemfikir olduğum mânâsına gelmez.
Talebe
Lisans
Dârülhilâfe
77 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
Uçurumun Kenarında Uyanış
Uçurumun kenarında uyanış... Yamaçlar sis içinde ve etrafımızda adımlarımızı çelmeleyen harabeler... Yapılacak ilk iş molozları temizlemek. Molozlar: Yabancı rüzgarların dağlaştırdığı putlar... Başka bir deyişle idrakimizi felce uğratan mefhum laşeleri.
Sayfa 110 - İstanbul: Ketebe, 2018.·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Reklam
Devrim Adı Verilen Depremler
Son yüzyılın düşüncesi, el yordamıyla yapılan bir arayış, ama bir arayış... Henüz şuurunu ve hafızasını kaybetmemiş nesillerin arayışı... Devrim adı verilen depremler, bütün köprüleri yıktılar.
Sayfa 110 - İstanbul: Ketebe, 2018.·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Bir Hilkat Garibesi
Zamanla kendimiz kalarak çağdaşlaşmak diye bir dâvamız kalmadı. Avrupalılaşmak, daha doğrusu Avrupalılaşmış görünmek, Avrupalılarca beğenilmek ana hedef haline geldi. Giderek kendi samimiyetsizliğimizin kurbanı olduk. İnsan maymunlaştı. Düşmanın elimize tutuşturduğu kurtuluş reçetelerini anlamadan okumağa memur yarı maymun, yarı papağan bir hilkat garibesi hâline geldik.
Sayfa 109 - İstanbul: Ketebe, 2018.·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Vahye Dayanan Bir Medeniyet
Vahye dayanan bir medeniyet... Vahye, yani ezelî ve mutlak hakikate... Osmanlı'nın insanlığa en büyük armağanı, insanlığın ezelî rüyasını, yani insanı gerçekleştirmiş olmasıdır. İzm'lerin sezdiği, aradığı fakat bir türlü bulamadığı gerçek insanı. Bu insan feragattir, sevgidir, anlayıştır, hamledir. Batı tefekkürü için insan tarihi, maymunun Tanrılaşmak için harcadığı cehidler tarihidir. Osmanlı insanı hiçbir zaman böyle bir vehim peşinde koşmadı. Kulların en şereflisi, yani eşref-i mahlûkat olmak ve nefsaniyetinden sıyrılarak, kâinat nizamı içinde yerini almak yetti ona.
Sayfa 108 - İstanbul: Ketebe, 2018.·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Destanlar Çağı
İslam öncesi dönem, belli bir zaman çerçevesine sığmayan bir destanlar çağı... Çeşitli inançlar, çeşitli medeniyetlerle karşılaşan, iradesi çileler, zafer ve bozgunlarla bilenen bu genç ve yiğit soy, kemalini İslam'da bulur. Yatağına sığmayan o coşkun seli, ulu bir ırmağa kalbeder İslam. Gittikçe genişleyen, derinleşen, suladığı topraklarda medeniyetin altın meyvalarını oluşturan bir ırmağa...
Sayfa 108 - İstanbul: Ketebe, 2018.·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Reklam