"Gerçek hayat ve canlılık denilen şeyin ne olduğunu, nerede olduğunu bilemiyoruz bile! Kitaplarımızı, hayallerimizi elimizden alsalar, öylece ortada kalakalacağız. Neyi sevip neden nefret edeceğimizi, kime tutunup kimden uzak duracağımızı, neye saygı duyup neyi hor göreceğimizi bilmeyeceğiz. Etiyle, kemiğiyle gerçek birer insan olmak bile bizim için o kadar zor ki!... Utanıyor, ayıp kabul ediyoruz bunu. "Soyut insan" olmaya can atıyoruz. Ölü doğmuşuz bizler; uzun zamandan beri canlı olmayan babalar soyundan ürüyoruz. Gittikçe de hoşumuza gidiyor bu... Öyle ki çok yakında, düşüncelerden üremenin bir yolunu bulacağız."
"Bakın, yağmur yağarken köşk yerine bir kümes görsem, ıslanmamak için belki kümese girerim, ama beni yağmurdan korudu diye de şükran borcumu ödemek için kümese köşk gözüyle bakmam. Bana gülüyorsunuz, hatta kümesle köşk arasında bir ayrım olmadığını haykırıyorsunuz. Biz, eğer yalnız ıslanmamak için yaşıyorsak sizin dediğinize seve seve katılırım."