“Geriye dönüp bakınca ölüm, o geniş arazinin altına kök salmıştı. Ölüler için ne mırıldanan rüzgar, ne koku ne de karanlığa doğru ilerlemelerini sağlayacak duyargalar vardı. Hepsi de zamanı unutmuş ağaçlar gibi görünüyorlardı. Ne düşünceleri vardı ne de onları taşıyan sözcükler. Bunları yaşayanlara bırakmışlardı.”
“Birileri yaşamından olacak, aklını kaçıracak, kalpleri zamanın karanlık sularına gömülecek, bedenler beyhude duygularla yanıp tutuşacaktı- hem yüreğimiz hem bedenimiz için ne çok eziyet vardı.”
“Yalan ve sessizlik, günümüz toplumunun içine işlemiş iki büyük günah desem yeridir. Gerçekten de bizler hem yalan söylüyor, hem de sık sık susuyoruz. Ne var ki, bütün gün konuşup dursaydık ve sadece gerçekleri söyleseydik, o zaman da gerçek denen şey değerini kaybederdi belki de.”