1890 yılında yayımlanan Açlık, modern edebiyatın öncü eserlerinden biri olarak kabul edilir. Roman, parasız ve aç bir yazarın psikolojik durumunu, iç çatışmalarını ve hayatta kalma mücadelesini merkeze alır. Sayfa sayısı bakımından kısa olsa da okur üzerinde bıraktığı etki son derece derindir. Bu etkinin en önemli nedenlerinden biri, eserin yazarın kendi yaşamından güçlü otobiyografik izler taşımasıdır.
Romanın ana karakteri isimsizdir; o, sıradan herhangi biri, hatta bir anlamda hepimizdir. Açlık, insan hayatında herkesin bir şekilde deneyimlediği evrensel bir duygudur ve Hamsun bu duyguyu iliklerine kadar hisseden, aynı zamanda onurlu ve gururlu bir karakter üzerinden aktarır. Eserde klasik anlamda bir olay örgüsünden söz etmek neredeyse mümkün değildir; çünkü asıl çatışma dış dünyada değil, karakterin zihninde ve iç dünyasında yaşanır.
Ek olarak; Norveçli olan Yazar 1920 yılında Nobel ödülü almıştır ve II. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası’nı açıkça desteklemiştir. Adolf Hitler’e hayranlığını gizlememiş, hatta 1943’te Nobel madalyasını Nazi Propaganda Bakanı Joseph Goebbels’e hediye etmiştir. Ayrıca Hitler öldüğünde onun için övgü dolu bir yazı kaleme almıştır. Bu hareketlerinden dolayı Norveç halkı tarafından protesto edilmiş, kitapları evinin bahçesine atılmıştır.