Hafif geçmiş ve erken bitirilmiş bir cumartesi günü insanı zorla evden çıkartıyor. Termus sıcak çay ile dolu,elimde Dosto, bihayli fazla dalga sesi, tenine çarpan soğuk rüzgar ve kulaklıkta ruha dokunan Onurcan Özcan. "Gün batarken bu şehirde senden birsürü belirir"
Pokrovski bana sık sık kitap veriyordu; önceleri uyumamak için okuyordum, sonra daha dikkatle, sonra da aç gibi okumaya başladım; önümde bir sürü yeni şey, daha önceden bilmediğim, tanımadığım şeyler belirmişti.
Hayatı idrak etmeye çabalayan özgür ve derin düşünce, saçma dünyevi kaygıları tamamıyla hor görme; işte bu iki şey, insanın daha yükseğini göremeyeceği iki lütuftur.