Yazık ki erkekler, şımartıldıkları zaman nerede durmaları gerektiğini çoğu zaman bilemezler. Kadının, bunu hatırlaması ise, utanç verici bir uyarmadır onlar için. Ya da bazıları için öyledir.
Kadınlarda, el ustalığı isteyen işler için, aptalca bir yarışma duygusu vardır zaten, "diye düşündü." Erkeklerin, başka konularda, onlara, üstün ve yukarıdan bakarmış gibi görünen tavırlarını çekemezler, bu çeşit yarışmalarla acısını çıkarmak isterler böyle küçük görülmelerin. Bir yandan da, her şeye rağmen savunmasız ve narin olduklarını gösteren yapmacıklarını elden bırakmazlar: "Canım şu ipi şuraya takar mısın? Canım senin boyun yetişir - ya da sen benden kuvvetlisin." Yani senin bütün üstünlüklerin, basit ve hayvani temellere dayanır. Sonra, küçük bir aksama olunca: "Dur canım, bir de ben denesem" sahteliği. "Uzun boylu hayvan! Beni kuvvetli kollarınla alıp götürdün; şimdi, bir çamaşır ipini takamıyorsun işte!" Karı kocanın birbirleriyle ve çevreleriyle durmadan yarışmasını anlamıyorum," demişti Selim.