Osmanlı Devleti'nin kuruluş döneminde savaşta alınan tutsakların beşte biri sultana teslim olunurdu, bunlara pencik (beştebir) oğlanı denirdi. 1355-1360 yıllarında, sultanın kapısında pencik oğlanları çoğaldı, o zaman devlet kurumlarını düzenleyen ulemádan Çandarlı Halil, bu oğlanlardan sultanın bir hassa ordusu meydana getirmeyi düşündü. Bizans'ta, imparator kapısında böyle bir hassa ordusu vardı. Böylece, sultanın kapıkulu ortaya çıktı ve adına yeniçeri adı verildi (1363?).
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ama “ehl-i hak kimseler” kahvesini içüp gider. İçilen kahve, Şeyh Ebû'l Hasan-i Şâzelî gibi dindârlar için "Tanrı müşâhedesine" götüren şifalı içecekler (iksîr-i meşrûbât-i sulehâ) arasında sayılmış, kahve herkesin sevgilisi olmuştur. Keza, esîr-i musâhabet kimseler (arkadaşlık sohbeti arayanlar) de kahvehâne müdâvimlerindendir.
İslâm Şerîatı'nca 12 yaşında ergen sayılan şehzâde, askerlik ve idare sanatını öğrenmek üzere iki lalasıyla eski bir beyliğin sancak merkezine gönderilirdi. III. Mehmed (1595-1603) dönemine kadar sancağa çıkan şehzâdelerin çoğu (II. Bayezid bile) şehzâdelik döneminde etraflarına topladıkları şâir ve nedîmlerle sorumsuz bir hayat yaşamış, bazıları sağlığını kaybederek ölümün kucağına düşmüştür (meselâ Fâtih'in oğlu Konya valisi Mustafa, içki ve sefahatten genç yaşta hayatını kaybetti). Buna karşı Fâtih'in oğlu Cem, Bayezid'in oğlu Korkut, saraylarında sanat ve bilim adamlarıyla seçkin bir çevre meydana getirmişlerdi. II. Selim (1566-1574) Sarhoş Selim diye ün salmış, bir hamam âleminde düşüp ölmüştür; 28 yaşında tahta çıkan III. Murad (1574-1595) kadınlara aşırı düşkünlüğü (130 çocuğu olmuş), içki âlemleri, bir şeyhe bağımlılığı yüzünden Osmanlı kargaşa dönemini açan sultanlar olarak bilinir.
Seriat'ta ergenlik yaşı 12'dir, bu sıfatla 12 yaşında şehzâde lalalarıyla birlikte sancak idaresine gönderilir. Sancak idaresine gönderilen son şehzâde III. Mehmed'dir (1595-1603). Ondan sonra sehzadeler, haremde, Kafes denilen dairede hapis tutulmaya başladi. Padişah olacak en yaşlı şehzâde Kafes'ten alınarak tahta oturtuluyordu. Kafes'ten tahta çıkan ilk pâdişah, I. Ahmed'dir (16031617). Kafes, vâlide sultan ile darussaâde ağasının gözetimi altında idi. O dönemde şehzâde, babası sultanın sağlığında ata binip gezintiye çıkmak, ok atmak, gürz kullanmak gibi savaş sporları vapmakta, avlanmakta serbestti. Dış âlemle temaslarına izin verilmezdi. Şimşirlik'te câriyeleriyle yaşar, kendi hazinesi ve kileri olurdu. Kuyumculuk gibi bir işle uğraşır, vakit geçirirdi. Kargaşa zamanlarında üstünden kilitli bir odaya kapatılırdı (I. Mustafa örnegi). Kafes, gerçekte korku ve acı içinde yaşanılan bir hapishanedir. II. Süleyman (1687-1691), IV. Mehmed döneminde 40 yıl kafes hayatından sonra kendisini tahta çıkarmaya götüren ağaya şöyle konuşmuştur: "Kırk yıldır bir karanlık yerde mahbûs ve hayattan me'yús iken yeniden dünyaya gelip gözüm açtım." Süleyman kendisini Kafes'ten çıkarıp tahta götürmek için gelen darussaâde ağasına inanmadı: "İzâlemiz emir olundu ise söyle, iki rek'at namaz kılayım, andan emri yerine getir; sabâvetimizden beri 40 yıldır hapis çekeriz; her gün ölmektense bir gün evvel ölmek yeğdir" dedi ve ağlamaya başladı.