Yüce Allah rahmeti ve şefkati gereği insanın bütün zamanını ibadete hasretmesini istemiyor ancak belli zaman dilimlerinde hatırlanmasını da gerekli görüyor. Bunu yapmayan insan ,gözden ıraklaşarak gönülden de çıkma rampasına girmiş demektir. Bu ıraklaşmanın bilinçli bir tercihe dönüşmesi ise kronik inançsızlığın başlangıcı anlamına gelir.
İnsanın var oluş gayesi, kendini ve âlemi bilmesi, yaratanını tanıması, eşyanın hikmetini ve hakikatini kavramasıdır. İnsan ancak bu gayesini gerçekleştirebildiği ölçüde mükemmel olabilir.
İnançsızlık ve sapkın inançlılıktan kaynaklanan problemler, fertler ve toplumlar için bir helâk, çöküş, huzursuzluk ve güvensizlik kaynağıdır. Bu tür kötü sonuçlardan kurtulmanın tek yolu ise ,akla, vicdana, vahye ve sahih nebevi öğretiye dayalı doğru ve sağlam bir inanca sahip olmaktır.
Çağımızda din karşıtı söylemde bulunanların ve dine karşı ileri sürülen düşünce biçimleri ve inanç gruplarının, dine tamamen zıt olduklarını ifade etmelerine rağmen, kendilerine özgü bir inanç biçimine sahip olduklarını da unutmamak gerekir..!