“Sana anlattığım içimdeki kaleyi hatırlıyor musun?”
“Hatırlıyorum.”
Gözlerini açmadan gülümsedi. Bu arada elini bana uzatmıştı.
“Onu yeniden inşa etmeye başladım. Yağmurdan korunacak derme çatma bir çatısı bile var.”
Eğer sonsuz zamana sahip olsaydık, yaşadığımız anlar çok daha hafif yükler verirdi bize. Şunu da anlayabiliyordum aslında, insan hayatın ve sonsuz varlığın getirdiği bitmez düşüncelere bazen ara vermek istiyordu, varlığının doğası nasıl planlanmış olursa olsun, oradan kaçmak istiyordu.