Cansu

Sözün bastırılması bir kendi içine kapanma halinin, bazen çift ilişkisinde şartlar eşitsizliğinin ifade bulmasının bir sonucudur. Bu durumda, sessizlik, erkeğin içindeyken yalnızlığını duyumsadığı bir ilişkiyi nasıl onaracağını bilemediği için kaçıp kurtulamadığı bir ıstıraba dönüşür. Kimse bu konuda ayrıcalıklı veya dramatik durumda olmamasına rağmen, sessizliğin ayrıcalık tanıdığı bir cinsiyet vardır. Şaşırtıcı biçimde çok sayıda geleneksel referans, kadınların gevezeliği, boş konuşmaları ve dili hunharca kullanışları üzerinde durur. Kadın hiçbir şey söylemediği zamanlarda dahi açıkça çok konuşmaktadır. Dili bir cinsiyetin tekeline bırakan paradoksal bir duruş.
Sayfa 33·Kitabı okuyor
İnsan ve Toplum
Reklam
Toplumlarımızda kadının sözü erkeğinkinin tamamlayıcısı, kendisinden önceki bir anlatıma tabi gibidir. Her zaman eşit bir konuma sahip olduğu söylenemez. Erkekler, farkında olmaksızın, çok daha kolaylıkla söz alarak, sözü bırakmaya pek de gönüllü olmayarak ve konuşan bir kadının sözünü erkeğe kıyasla çok daha kolay keserek sohbette belirleyici bir rol oynama eğilimindedirler.
Sayfa 31·Kitabı okuyor
İnsan ve Toplum
... gürültü gitgide bireylerin uygun bir akustik konfor deneyimleme hakkına erişmesi bağlamında algılanıyor ve genellikle bir rahatsızlık olarak yaşanıyor. Sessizlik böylece yüksek bir ticari değer kazanıyor; gittikçe azalarak bir gerekliliğe, toplumsal mücadelenin ya da pazarlamanın bir unsuruna dönüşüyor.
Sayfa 21·Kitabı okuyor
İnsan ve Toplum
Her ne kadar modernite sessizliği hor görmüş olsa da, her diktatoryal eğilimin sözü engellemekle işe koyulduğunu unutmamak gerekir. Her ikisi de tam yurttaşlıkta bir kısıtlamaya dayanır fakat aynı kefeye koyulamazlar zira etkileri aynı değildir. Uğultu, boğaza dayanmış bir bıçak kadar keskin olmaz. Sessizlik, sohbet sırasında kişisel iradeyle elde edildiğinde anlama katkı sağlarken, şiddet yoluyla sağlandığında anlamda kesintiye yol açar, toplumsal bağı parçalar. Diktatörlük, sözü daha kaynağındayken baskı altına alır, modernite ise onu içi boşalmış bir halde kayıtsızca çoğaltır. İlkinden doğan zayıflık karşısında durmaksızın savaşırken, ikincisinin havasında boğuluruz.
Sayfa 15·Kitabı okuyor
İnsan ve Toplum
İletişim ideolojisi sessizliği boşluğa, söylemin orta yerindeki bir uçuruma indirger; sözün bazen sessizliğin ortasındaki boşluk olabileceğini ise anlamaz. Homo communicans'ın görev alanı ve amansız düşmanı gürültüden çok sessizliktir. Gerçekten de sessizlik bir içselliği, tefekkürü, şeylerin kargaşasıyla araya konan mesafeyi ve yalnızca dikkat edildiğinde kendisini göstermeye zaman bulan bir ontolojiyi içinde barındırır.
Sayfa 11·Kitabı okuyor
İnsan ve Toplum
Reklam