Aren

— Şu eşik var ya, şu oturduğumuz eşik? — Evet?.. — İşte buradan içeriye girmeye, girdikten .sonra da hep içeriye, içerilerin içerisine dalmaya bak! — Hafız, sen Hızır mısın yoksa?.. — Her gördüğünü Hızır bil!.. Haydi, dal kapıdan geriye!.. — Ya beni böyle geç vakit içeride görürlerse ne derler?. — Safa geldin, seni bekliyorduk, derler. - Sen de beraber gelsene!.. -Olamaz, benim iznim bu eşiğe kadar.... 
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
— Hafız, diye takıldı;' nasıl, küpünde yağmur suyu tükendi mi? -- Yağmur tükenmez. Rahmet kesilmez. ,— Niçin başka sularla abdest almıyorsun? — Yağmur yerden gelmiyor da ondan... - Ne yiyip içiyorsun? Zayıf düşmekten korkmuyor musun? — Mezardaki kurtlara fazla mal götürmek istemiyorum. Birkaç dilim kuru ekmek neme yetmez! — Sana yardım eden yok mu?.. — Var, ama kabul eden kim? 
Rüyasında Hatçe... Çeşme başında onu ilk gördüğü günün haliyle... Çeşmeden halat kalınlığında. elmas pırıltılı bir su akıyor ve Hatçe testisini dolduruyor. — Dolmadı mı testin, Hatçe? — Benim testim dolmaz. Suyu içer, ne kadar su gelse alır, dolmaz. — Ama ben susuzum; içim yanıyor. — Dağ dağ dolaş, bir pınar bul!.. Ama dikkat et, suyu bulanık olmasın    — Allahım, ben aramakla bulamam, sen gösterirsen. buldurursun! 
Allah'ın yarattığı «olur» ve «olmaz»lar âleminde en küçük edep hatası insanda ihlâs diye bir şey bırakmaz ve dua kabul edilmez. Bu kılı kırk yancı inceliği fark edebiliyor musun?.. Öyleyse dileklerinde de edepli ol...
Dua dilemektir. Dilemek verebilenden olur. Verebilen Allah... Şartsız ve kayıtsız veren... Öyleyse dua Allahım, onu her kayıttan münezzeh bilerek ulûhiyetine el açmak... Böyle bir başvuruş hiç geriye döner mi?.. Elverir ki, sen dilemeyi bilsen!.. Bu bilişte hiçbir had yok... Elverir ki, sen had içinde dilemeyi bilsen!.. Dilemek samimîleştikçe kabulü imkânı artar. Elverir ki, sen samimilikte dilemeyi bilesin..