gözlerimi kilitleyip ta kalbime inen şu tebessümü bambaşka bir şeydi. Hiç unutamayacağım bir tebessüm. Sanki sultan ile kulu arasında bir ahit, bir sözleşme gibi. O, tebessümün sultanı, ben tebessüme muhtaç kul... Onun tebessümü bir iyilik, bir sadaka, bense tebessüm fakiri...
Bozkırda kaç zamandır böyle içten bir tebessüme şahit olmamıştım. Karşımdaki insanın baştan sona tebessümden ibaret olduğunu, yahut tebessüm için yaratıldığını düşündüm.
“Her ne ki arıyorsun; aradığın ancak sensin... İyinin de, kötünün de fidanı senin içinde büyür. .. Her meyvenin içi, kabuğundan yeğdir... Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir... Âlemin varlığını ancak kul olarak anlayabilirsin..."