Konuşma ihtiyacı duyduğum vakitlerde konuşacak kimse bulamadım.
İçimi dökecek tek bir canlı bile bulamadım bu yüzden duvarlara anlatmayı öğrendim.(zorunda kaldım)
Çok sonradan anladım -anlatacak birilerini bulunca-
pek farkı yokmuş duvarlarla insanların.
Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi.
Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye irademiz vardı?
Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?