Tek bildikleri, duvarın betonunun soğukluğu, demirlerin ağırlığı, kapıların gıcırtısıydı. Her gün bir yıl gibiydi; günleri uzun upuzun bir yıl. Saatler ilerlemiyor, zaman burada bir bataklığa saplanmış, çırpındıkça daha da derine gömülüyordu. Sabahın ışığı pencereden sızdığında, bir önceki günün aynısı başlıyordu; aynı ranzalar aynı günler aynı sessizlik ya da aynı gürültü. Günler birbiriyle yarışıyordu adeta hangisi daha ağır daha bitmez olacaktı diye.
Seven insanlar birbirinin zehrini alır, birbirine şifa olur, birbirini kurtarır. Böylesi daha gerçek daha insaniydi. Sartre'nin " başkaları cehennemdir " sözüyle de çelişmiyordu bu; çünkü yaşamımız boyunca size değenlerin bazıları cehennemi yaşatır ayazda titretir, demir parmaklıklar ardında çürütür bazılarıysa cenneti sunar; sıcacık bir kucakla sarar, masum bir gülüşle hayata döndürür