Yükselişi beklediğimiz yerde çöküşü görüyoruz, umudumuz olduğu yerde umutsuzluğu görüyoruz, kendi hatamız bu, kendi şanssızlığımız. Doğal olarak çok azın talep edileceği yerden biz daima her şeyi talep ediyoruz, bizi umutsuzluğa düşürüyor bu durum.
Dünya her şeyi karşılayacak kadar zengindir gerçekten, ama bunu dünyayı yöneten politikacılar tamamen bilinçli olarak engelliyorlar. Yardım çığlıkları atıyorlar ve her gün milyarları silah için harcıyorlar ve utanmıyorlar.
İyi dünya denilen dünya bütünüyle ikiyüzlü, bunun tersini ilan eden ve hatta buna inananlar ise rafine bir insanteper ya da affedilmez bir ahmak. Bugün biz yüzde doksan bu insanteperler ve yüzde on affedilmez ahmaklarla uğraşmaktayız.
Aziz Augustinus, Büyük İskender tarafından esir alınan bir korsanın hikâyesini anlatır. İskender korsana, "Sen ne cesaretle denizlere korku salabiliyorsun?" diye sorar. Korsan, "Asıl sen ne cesaretle bütün dünyaya korku salabiliyorsun?" diye cevap verir ve şöyle devam eder: "Ben sırf küçük bir gemiyle bunu yaptığım için hırsız sayılıyorum, oysa sen aynı şeyi koca bir donanmayla yapıyorsun diye imparator olarak anılıyorsun."